DEMOKRASİ tarihine kara leke olarak geçen 15 Temmuz gecesini patlama seslerinin arasında yayın yaptığımız Hürriyet Gazetesi Ankara Temsilciliği'nin olduğu binada geçirdim.
Gün bitti, darbeciler kaybetti ama gelişmeler bitmedi.
İstanbul’dan askeri hareketlilik haberini aldığımda ilk yaptığım Genelkurmay’ın ışıklarının yanıp yanmadığını kontrol etmek oldu.
GENELKURMAY’A ULAŞAMADIM
Ama ne yaptımsa Genelkurmay’a ulaşamadım. Genelkurmay’ın önündeki
tankları, sokağı kesmeye çalışan polisleri görüp gazeteye döndüm.
Uçaklar büyük bir gürültü çıkararak uçuyor, atılan bombaların sesi
kulaklarımızı tırmalıyordu. CNN Türk Ankara Temsilcisi Hande
Fırat’la birlikte canlı yayına girdik.
Hande, sürecin en kritik anında Cumhurbaşkanı Erdoğan’la bağlantıyı gerçekleştirdi. Erdoğan darbecilere meydan okudu, halkı demokrasiye sahip çıkmaya çağırdı. Erdoğan’ın çağrısı üzerine millet sokağa çıktı.
O sırada milletvekilleri darbeye karşı direnmek üzere Meclis’te toplanmaya başladı. Genelkurmay’a ulaşıp darbe girişiminin emir-komuta zinciri içinde olup olmadığını tespit etmeye çalışıyordum. Her zaman görüştüğüm telefon numaraları çalıyor ama bir türlü yanıt verilmiyordu. Zaman ilerledikçe Genelkurmay Başkanı Org. Hulusi Akar ile Kara ve Hava Kuvvetleri Komutanı ve Jandarma Genel Komutanı’nın darbecilerin elinde olduğu haberi geldi. Demokrasi adına kara bir gündü.
KOMUTAN: SİZE BAĞLIYIM
Darbenin kaderini belirleyen görüşme ise Cumhurbaşkanı Erdoğan,
Marmaris’ten hareket etmeden önce gerçekleşti. 1. Ordu Komutanı
Org. Ümit Dündar, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı arayıp “Sayın
Cumhurbaşkanım siz meşru Cumhurbaşkanısınız. Size bağlıyım.
Ankara’ya gitmeyin. İstanbul’a gelin, ben sizin güvenliğinizi
sağlarım” dedi.
Org. Dündar, Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan hızlı hareket etmesini istemişti. Erdoğan, hareket ettikten 62 dakika sonra darbeciler Cumhurbaşkanı’nın kaldığı oteli bastı. Ancak Erdoğan’ın elini çabuk tutması darbecilerin planını bozdu.
FİDAN’IN SAKALLARI UZAMIŞTI
Demokrasiye kara bir lekenin çalındığı bir geceden, milletin
demokrasi destanı yazdığı bir sabaha uyandık. Başbakan Binali
Yıldırım’ın, Genelkurmay Başkanı ve bakanlarla birlikte yaptığı
açıklamayı izlemek üzere Çankaya Köşkü’ndeydim. MİT Müsteşarı Hakan
Fidan’ın sakalları uzamıştı. “Sabaha kadar çatıştık” dedi.
“Sistematik şey bitti, şimdi nokta atış var” diye konuştu.
Genelkurmay Başkanı Org. Hulusi Akar, darbecilerin elinden
kurtarılıp Çankaya Köşkü’ne getirilmişti. Açıklama sırasında renk
vermemeye çalışsa da Hulusi Paşa’nın üzüntüsü yüzünden okunuyordu.
Darbeciler tarafından derdest edilen Jandarma Genel Komutanı Org.
Galip Mendi de darbecilerin elinden kurtarılmıştı. Galip Mendi,
sivil bir giysi içinde geldi Çankaya Köşkü’ne. Hulusi Paşa’nın
Genelkurmay Karargâhı’nda çalışırken saat 17.00 civarında darbe
girişiminden haberdar olduğu söyleniyor.
AKIN ÖZTÜRK’Ü VURDULAR
Paşa başka bir karargâha geçmeye ve darbeyi önlemek için önlem
almaya çalıştı mı orasını bilmem ama karargâhında görev yapan
subaylar tarafından tutuklandı. Akar’ı, gece yarısına kadar
karargâhta tutan darbeciler, 03.05’te Akıncılar Üssü’ne
nakletmişler. Genelkurmay Başkanı, Özel Kuvvetler’in düzenlediği
bir operasyonla kurtarıldı. Ancak darbeciler Kara Kuvvetleri
Komutanı ile Genelkurmay 2. Başkanı’nı tutmaya devam ettiler.
Nerede? Akıncılar Üssü’nde. Akıncılar Üssü’ndeki 141. Filo Komutanı
Yarbay Hakan Karakuş, Akın Öztürk’ün damadıydı.
Gün aydınlandı. Karanlık darbe girişiminin liderinin eski Hava Kuvvetleri Komutanı Org. Akın Öztürk olduğu ortaya çıktı. Darbenin başarısız olduğunun ortaya çıkması üzerine Akın Öztürk, kaçmak amacıyla helikoptere binmeye çalışırken vurularak yaralandı. Ardından da tutuklandı.