28 Şubat döneminde askerlerin "irticai şirketler listesi"
yayınlanmıştı.
Kayserili bir marketçi de vardı listede. Bu marketçi ertesi gün
kendini savunurken şöyle demişti:
"Yahu ben sabah akşam içerim, nasıl irticacı -mürteci- olurum?"
Sonra adamı listeden çıkardılar mı, yardım edip mi kurtuldu, affa
mı uğradı bilmiyorum. Daha uzun yıllar o işi yaptı yıllar içinde
adı duyulmaz oldu.
O günün şartlarında o marketçi, adımı listeye yazarak beni mağdur
ettiler deyip mahkemeye gitseydi hakkını alabilir miydi?
Hayır.
Gitse kimi dava edecekti.. Türk Silahlı Kuvvetlerini mi, Savunma
Bakanlığını mı, Hükûmeti mi? Sahibi belli olmayan bir liste.
Dava açılsaydı avukat, "Yahu TSK'nın ne işi var şirketle, marketle,
hangi hakla böyle bir liste yapabilir?" diye sorabilir miydi?
Hayır.
Bu kadar yol dolaşmak yerine dönemin efsane ismi Çevik Bir,
"Çıkarın şu adamın adını listeden bir de sehven adı karışmış
açıklaması yapın" deseydi 15 dakika içinde iş biterdi
Böyle dönemlere ne isim veriliyor?
Ara dönem mi, vesayet dönemi mi, demokrasinin rafa kalktığı dönem
mi, olağanüstü hâl mi?
Türkiye'de mahkemelerin; bir ucunda TSK'nın olduğu, Başbakanlığın
olduğu, diğer kamu kurumlarının olduğu bir konuda ibretlik bir
kararını hatırlayan var mı?
Danıştay’ın yürütmeyi durdurma rutininin dışında bir dava.
TSK beni mağdur etti, MİT beni mağdur etti, Emniyet beni mağdur
etti?
Yok.
Ama bağımsız Türk Mahkemeleri hep vardı.
Bu ne demek?
Birinci ihtimal: Hiç kimse mağdur olmadı ki, dava açsın.
İkinci ihtimal: Açacak babayiğit yoktu.
Üçüncü ihtimal: Açan olsaydı dahi karar verecek mahkeme yoktu.
Siz ihtimallerden birini seçin, ben devam edeyim.
Biz 2000 sonrasında eski günler geride kaldı, burnundan kıl
aldırmayanlar hesap veriyor diye sevinirken Ergenekon furyası
başladı. Yine davalar, yargılananlar, adı karışanlar,
karışmayanlar, mağdur olanlar, aradan sıyrılanlar.. Peki o dönemde
"Bana haksızlık yapılıyor" diyerek çalınabilecek bir kapı var
mıydı?
Yoktu.
Fırtına vardı.
Sonra devran döndü, aaaaa bir yanlışlık varmış denildi, toplu
tahliyeler oldu, tazminatlar oldu..
O zaman şöyle bir sonuç çıkıyor: Adalet devran işidir. Hak
arayacaksanız rüzgârı arkanıza alacaksınız. Veya bekleyeceksiniz
arkadan estiği zaman hakkınızı arayacaksınız.