Herkes sansüre takılmış. Sansür değil otosansür bitirir adamı.
Şalom gazetesinden Riva Şalhon, "Konumuz yazarlık" başlığı ile
çok güzel anlatmış.
...
"Her şey zehirdir. Mühim olan dozdur. Biraz açacak olursak, fazla
dozda alınan her şey zehirdir. Toksikolojinin prensibine göre, su
oksijen gibi yaşamsal ihtiyaçlar bile bünyeye belli dozda
alındığında toksik etki gösterir.
Yazarlık da bir zehirdir. Yazan kişi sürekli size ne dozda zehir vereceğini belirlemeye çalışıyor. Az verirse okuyan yazıya lakayt kalıyor. Teğet geçiyor. Gazetelerin ikinci sayfasındaki cemiyet haberlerinde bile doz kontrolü sürekli yapılıyor. Bir doz yazınca: Bilmem nerenin açılışında bilmem kim zarif tavırları ile dikkat çekti. Üç doz yazınca: Bu açılışı yapana kadar harcadığınız parayı doğrudan Türk Eğitim Vakfına yollasaydınız bre müsrifler. Yazar, hafızada hoş bir seda bırakmak ile çekiç etkisi yapmak arasında sürekli bocalıyor.
Bu zamanda yazarlık yapmanın artık pek bir etkisi kalmadı tahminimce. Sürekli asıl paylaşmak istediklerimizi kendimize tutup, sakinleştirici kıvamında yazmak bir yazarın yeteneğini yok eder. Hâlbuki basın liberal. Sansür yok, her şey serbest.