AB müktesebatının Türkiye’ye intikalinde dönemin Adalet Bakanı olarak önemli sorumluluk üstlenen Cemil Çiçek’in bir değerlendirmesi var: “AB, kendisinin uygulamadığı hiçbir şeyi bizden istemiyor.”
Ben bundan “AB’nin bizden istedikleri emperyalist bir odağın Türkiye’ye diz çöktürmek için oluşturulan bir paket” yaklaşımının doğru olmadığını anlıyorum.
Yani AB, kendi toplumları için yararlı olduğuna inandığı şeyleri, aynı topluluğa üye olacaklardan da istiyor ki, topluluk içinde bir değerler kargaşası ortaya çıkmasın.
Sanırım dönemin Başbakanı, sonradan Cumhurbaşkanı olan Abdullah Gül’ün, önceki yazımda naklettiğim “Sonunda onlar kabul etmediği veya Norvec örneğinde olduğu gibi biz uygun görmediğimiz için girmesek bile bu kriterleri ülkemizi geliştirmek için gerçekleştirmeliyiz” yaklaşımı da aynı değerlendirmeyi yansıtıyor.
Araya epey bir mesafe girdikten ve tam üyelik hedefi çok çok uzaklara gittikten sonra şimdi yeniden AB’nin kapısını çalıyoruz.
Tam da bu dönemde temsilcilerimiz para bulmak için, biraz küçültücü ifade niteliği de taşısa “kapı kapı...