Cumhuriyet’i inşa eden fikirlerin arka planını anlamak için, bilimcilik ve materyalizme, ordu-devlet ilişkilerine ve Atatürk’ün zihniyet dünyasına yön veren kitaplara birlikte bakmak gerekiyor.
Şükrü Hanioğlu’ndan notlarla bu süreci takip ederken II. Meşrutiyet döneminde Türk-İslam sentezinin ön plana çıktığında kalmıştık. Temeli önce Kahire’de, sonra İskenderiye’de çıkan Türk dergisinde atılan seküler Türkçülük ise erken Cumhuriyet döneminde daha güçlü bir şekilde gündeme gelir. Atatürk çok genç yaşlardan itibaren bu seküler Türkçülüğün etkisi altında kalır. 1918’de not defterine yazdığı bir küçük ifade fikrini özetler: ”Türklük mefkûresi!”
Kendisine çok yakın olanlardan Yakup Kadri diyor ki: “Atatürk çok koyu şeydâ bir Türk milliyetçisiydi.”
Bilimcilik tek başına bilime önem vermek değil bunun ötesinde bir şey. Hanioğlu, kendisiyle yaptığımız sohbette bu farkın altını özellikle çiziyor: “Bilimcilik dediğiniz zaman bilimin sonunda bütün toplumsal sorunları halledeceğini ve yeni bir toplumun ahlâkî temelleri de dâhil olmak üzere bütün temellerini hazırlayabileceğini düşünüyorsunuz. Bilimden...