Şaşırdım mı? Hiç şaşırmadım. Ama bu kadarını açık itiraf edeyim
ben bile beklemezdim. Biliyorsunuz pazartesi günü Nagehan Alçı,
Nazlı Ilıcak'ın avukatı gibi bir yazı yazdı. Ilıcak'ın pişman
olduğunu, Gülen'den nefret ettiğini ve tahliye edilmesi gerektiğini
savundu. Bu yazısından ötürü bizim tarafta Nagehan'a haklı bir
tepki oldu.
Peki dün ne oldu? Nazlı Ilıcak çıktığı mahkemede kendisinin tahliye
edilmesi için çabalayan Nagehan Alçı'ya öyle bir ihanet etti ki, bu
kadar büyük aleni ihanet az bulunur. Ilıcak dün âdeta kendisinin
yerine Nagehan'ın içeri girmesini mahkeme heyetinden talep etti.
Daha dün kendisinin avukatı gibi davranan bir insanı kendi yerine
hücreye sokmak istedi. Dün hayatının dersini aldı Nagehan. Başka
hiçbir olay "Merhametten maraz doğar" sözünü bu kadar mükemmel izah
etmez.
Ama Nazlı Ilıcak böyledir. Bu kadının psikiyatrik bir vaka olduğunu
2013'ün Temmuz ayından beri defalarca yazdım. Ilıcak her şeyden
önce kendi kocasına ihanet ederek kendi ailesini batırdı.
Demirel'in tetikçiliğini yapıp Özal Ailesi'ne öyle iftiralar attı
ki, Kemal Ilıcak'ın ekonomik olarak batması ve sonunda kalp krizi
geçirip ölmesini sağlayan süreci başlattı. Ailesinin batması
Ilıcak'ın umurunda olmadı. Şu anda da ne oğlunu ne kızını ne
torunlarını düşünmez, önemsemez.
Dışarı çıksa ailesine yine ihanet eder. Ilıcak karakter olarak
sadece "kendine tapan" bipolar bir şahsiyettir!.. Nazlı Ilıcak bir
çocuk zekâsında ama buna mukabil Marie Antoinette ihtirasına sahip
psikiyatrik olarak hasta biridir. Bunları 3 sene önce yazdım ve şu
an hepsi doğrulanıyor. Hem Nagehan'dan kendisi lehine yazı yazması
için çocuklarıyla ricacı olur hem de mahkemede Nagehan'ın aleyhine
konuşur. Hayatında hep yaptığı gibi kendisini destekleyenleri
arkadan bıçaklar, ihanet eder. Cumhurbaşkanımıza da aynısını yaptı.
Nazlı Ilıcak budur.