Bu tür çalışmaları iki açıdan değerlendiririm. Birincisi seyrettiğimiz ya da seyredeceğimiz filmler konusunda bilgi sahibi oluruz, diğer açıdan da farklı kişilerin çalışmalarını bir özel sayıda buluruz.
HECE Dergisi’nin çıkardığı 2 ciltlik Türk Sineması kitaplığınızda yerini almalıdır.
Yıllar önce çevrilen filmler televizyonlarda gösterilmektedir, onları seyrederken bu özel sayıya başvurabilirsiniz.
Sunuş özel sayı ile ilgili açıklamayı içeriyor:
“Türkiye’de sinemaya duyulan ilgi bugün neredeyse 60’lı 70’li yılları yakaladı. Ancak bu ilginin Türk sinemasından çok yabancı sinemaya, Doğu’nun ve Batı’nın eski ve yeni sinemalarına ve özümsenmeyen teorik metinlere doğru bir temayülü olduğunu biliyoruz. Türk kültürü ve medeniyetinin sanatla ve ilimle yoğrulmasını isteyen herkes gibi biz de Türk sinemasının gelişmesini, dünya çapında bir marka halini almasını, bu toprakların özgün sesinin, söyleminin sözcüsü olmasını, insanlığa miras kalacak filmlerle büyümesini arzu ederiz. Ancak bu filmler vücut bulurken ve seyircisi ile buluşurken, entelektüel çevrelere büyük bir rol düşmekte. Özellikle endüstri olmaktan öte bir sanat olarak sinema üzerine düşünen ve yazan herkesin yönünü en az yabancı sinema kadar ve mutlaka daha fazla Türk sinemasına çevirmesini isteriz. Yaklaşıp bakmak, üzerinde düşünüp yazıp tartışmak, sağlıklı ve tutarlı bir inceleme ve eleştiri ortamı oluşturmak, ‘sağa’ ‘sol’a çekiştirmeden, benimki sizinki demeden dikkatimizi Türk sinemasına vermek istedik.”