Kemal Tahir yazmasaydı gene bilemeyecektik: Mezopotamya cephesinde Halil Paşa'nın Kut-ül Amare kuşatması...
Süleyman Askeri Bey'in intiharı... "Alaman tayyarecisi Sus Bey" (Von Schuss)... "İngiliz tayyaresinin kalktığını haber verene bir altın" demiş... Bir sabah Rıfat Çavuş patayı çakıp "gavur pırpır" deyince kahvaltısını yarım bırakmış, altını atıp seğirtmiş, uçağına atlayıp İngiliz'in peşine düşmüş...
Vurulup yere çakılınca da arkadaşları Rıfat'a "yedin ulan babayiğidi, yürü" demişler...
Esir aldığımız General Townshend... Adamın açlıktan nefesi kokmuş da Halil Paşa "karnın açsa sana yumurta kırsınlar, pestil ıslatsınlar" demiş... Çankırılı Rıfat Çavuş anlatıyor, Kelleci Memed'in babası.
Generale iyi baktık, esir kampına koymadık, Büyükada'da "enterne" ettik. Mondros Mütarekesi'nde arabulucu olarak kullanmak istedik ama bir işe yaramadı.
Kut zaferi... Halil Paşa'nın emriyle 29 Nisan Kut Bayramı... 1916'dan 1952'ye kadar da kutlanmış, bunu da ben bilmiyordum, yeni öğrendim. NATO'ya girince "İngilizler'e ayıp olmasın" diye kaldırılmış. Fakat Çanakkale'ye dokunulmamış tabii, herhalde o ayıp olmuyordu.
Kut zaferi yeni kuşaklara niçin öğretilmemiş, hatta unutturulmak istenmiştir?
Halil Paşa, Enver'in amcası olduğu için mi?
Yoksa "içinde Atatürk yok" da ondan mı?
Çanakkale bir savunma zaferi, onu kutluyoruz. Bu düpedüz bir taarruz zaferi, niçin kutlamıyoruz?
Osmanlı'yı reddettiğimiz için mi?
Çanakkale'de savaşan Arjantin ordusu muydu?