Cesur insanlara her yerde ve her zaman ihtiyaç vardır. Sadece
kendisini değil, başkasını da düşünen, onların hakkını da savunan
bu insanlar olmasa her halde hayat daha sıkıntılı olurdu.
Alkışlanacak bir cesaret ve hakkaniyet örneği de Avustralya’da
yaşanmış. “İfsat komiteleri”nin reklâm ve karalaması sebebiyle
insanları ‘iç’leriyle değil, ‘dış görünüşleri’yle değerlendiren bir
Avustralyalı, karşısında oturan Müslüman bir aileye “Neden türban
takıyorsun? Suriye’de birbirinizi öldürüyorsunuz. Kenya’da sizin
çocuklarınız Hıristiyanları öldürüyor” diyerek sözlü saldırıda ve
hakarette bulunmuş.
Aslen Pakistanlı olan ve birkaç yıl önce Avustralya’ya gelen Müslüman aile, bu sözlü saldırıya cevap vermeye fırsat bulmadan, insaflı ve cesur bir Avustralyalı devreye girmiş. Stacey Eden adındaki bu hanım, sadece başı örtülü olduğu için Müslüman kadının terörist gibi gösterilemeyeceğini söyleyerek tartışmaya katılmış. “İslâm korkusu” hastalığına tutulmuş olan itirazcı Avustralyalı ise, suçlamalarını sürdürmeye devam edince, cesur Stacey, “Kendisi için türban takıyor. Çünkü vücudunun gösterişsiz olmasını istiyor. Senin gibi insanların oturduğu yerden saygısızlık yapması için değil. Ne yaptıkları seni ilgilendirmez, biraz saygı göster, saygı. Bu zararsız kadınla alıp veremediğin ne? Eğer söyleyecek iyi bir şeyin yoksa kapa çeneni” demiş. (Yeni Asya, 18 Nisan 2015)