27 Mayıs'tan yedi yıl sonrası... Giriş sınavı için zamanın gözde
kolejlerinden birinin avlusundayız.
Kolej diyorum ya, hepsi o sıralarda basbayağı misyoner okulları.
Ama bir kez girmeyi başarıp mezun olursan sırtın yere gelmiyor,
falan.
Avluda siyah gözlüklerinin ardına saklanarak birbirlerinden
mesafelerce uzak duran iki grup var.
Çocuk gözümle bile dikkatimi çekiyor: İki grup da kılık kıyafet,
hal ve tavır olarak birbirinin aynısı. Ancak bir grup muzaffer ve
kibirli duruşuyla belirginleşiyor.
Diğer grupta kırgın bir boyun eğiş, dudak kenarlarına yerleşmiş
derin bir acı var.
Annemin elini sıkıp "kim bunlar?" diye soruyorum. Fısıldıyor:
"Şuradakiler CHP'li aileler. Onlardan uzak duranlar da 27 Mayıs'tan
çok çekmiş aileler..."
Bazılarını tanıyor annem, anlatıyor. Kim kimin karısı, çocuğu,
torunu, vs...
Onca yıl geçmiş darbenin üzerinden ama yara izi kapanmamış, belli
ki hâlâ kanıyor.
Çok meraklı, okuyan, soran bir çocuğum. Bayar'ı, Menderes'i,
İnönü'yü ezbere biliyorum. Annemin anlattıklarını üç aşağı beş
yukarı anlıyorum.
Sonra dönüp bizim gibi birkaç aileye göz gezdiriyorum.
Onlara hem yakın hem de ne kadar yabancıyız!