İsmail Kılıçarslan
İsmail Kılıçarslan Yeni Şafak Gazetesi

Sınırsızlığın bir başka ucu: Pornografik göstermecilik kültürü

En geniş tanımlarından birine göre pornografi, “bir şeyi nasıl yaşayacağımızı aslında hiç yaşanmayacak bir temsil ile belirlemek ve hatta onunla sınırlamak” manasına gelir. Bugünün hedonizm ile kapitalizmi birleştiren çılgın dünyasında “arzu nesnesi belirlemek” tüketim davranışını tetiklemek için en kestirme yol malum. Bir yöntem olarak pornografi tam burada giriyor devreye. Bugünün porno starlarının influencerlar, fenomenler ve kamusal alanda kendi kişiselliklerini (aslında kişilikleri olmadığı

22 Şubat 2025 | 375 okunma

https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/trac

En geniş tanımlarından birine göre pornografi, “bir şeyi nasıl yaşayacağımızı aslında hiç yaşanmayacak bir temsil ile belirlemek ve hatta onunla sınırlamak” manasına gelir.

Bugünün hedonizm ile kapitalizmi birleştiren çılgın dünyasında “arzu nesnesi belirlemek” tüketim davranışını tetiklemek için en kestirme yol malum. Bir yöntem olarak pornografi tam burada giriyor devreye.

Bugünün porno starlarının influencerlar, fenomenler ve kamusal alanda kendi kişiselliklerini (aslında kişilikleri olmadığı için kendilerini) pazarlayan tüm diğerleri olduğuna hiç şüphe yok. Aslında hiç yaşamadıkları, yaşamayacakları, hatta yaşanamaz hayatları dünyanın yeni ruhuna uygun şekilde pazarlayarak yemekten cinselliğe, dinden Kemalizm’e kadar pornografi boca ediyorlar üzerimize.

Din pornografisi yemek pornografisi kadar karlı mesela. Makyaj pornografisi çocuk bakımı pornografisi kadar karlı mesela.

Ne demek istiyorum? Şunu: Pürüzlerin, eksiklerin, fazlalıkların, tuhaflıkların, eşitsizliklerin devreden çıkarıldığı her alanda pornografi, kapitalizmin ticari karını artırarak ve maruz bıraktığı herkesi eksikli, pürüzlü ya da tuhaf hissettirerek yoluna devam ediyor. O yemeği asla öyle pişiremiyorsunuz. O elbise size asla öyle olmuyor. Asla o kadar güzel görünemiyorsunuz. Asla çocuğunuzla o denli güzel iletişim kuramıyorsunuz. Asla o kadar duayı edemiyorsunuz.

Pornografik göstermecilik kültürü, çok önemli bir yan etki olarak “yetersizlik” üretiyor hemen her alanda. Onca “flat”lık, onca “berraklık”, onca “açık seçiklik” ya da “açık saçıklık” insanı sürekli “yetersiz hissettiriyor.

Esasen modern insanın tüketim kültürü “ihtiyaç odaklı” olmaktan “tatmin odaklı” olmaya doğru ilerlemişti ilerlemesine ama sanıyorum insanlık tarihinde ilk kez insan teki “yetersizliğini bastırmak” için tüketmeye başladı. Bugün etrafımızı çepeçevre saran tüketim kültürü artık “alırsan mutlu olursun” reklamları yapmaya gerek bile duymaz oldu. “Almazsan yetersizsin demektir” deyip geçiyor.

Şurası önemli: Bilim dünyası yaptığı araştırmalarla bize eşcinsel bir bireyin hayatı boyunca ortalama 500 kadar partner değiştirdiğini söylüyor. Bu değişimin temelinde yatan temel dürtünün “yetersizliği bastırmak” olduğunu düşünmemek için hiçbir sebep yok elimizde. Bir türlü tatmin olamamanın, tamam olamamanın, tamamlanamamanın getirdiği o büyük yetersizlik hissi eşcinsel bireyleri “belki sıradaki partnerle tatmin olurum” noktasına savuruyor.

Genişletelim bunu. Sıradaki restoranla, sıradaki kozmetik malzemeyle, sıradaki aşk simülasyonuyla… İnsan bir şekilde tatminsizliğini ortadan kaldırabilmek için sürekli tüketmeye mecbur hissediyor kendisini artık. Üstelik bu sarmalı korkunçlaştıran esas mesele, tükettiği her şeyin insanın kendisini tatmin hissinden biraz daha uzaklaştırıyor olduğu gerçeği.

Pornografik göstermecilik kültürünü bugünkü turbo kapitalizmin motoru haline getiren şeyi tam bu devir daimde aramalıyız. Alıyor, deneyimliyor, tatmin olmuyor, tatminsizliğimizi artırıyor ve yeniden alıyoruz. Tam yeniden aldığımızda o aldığımızın yenisi, başkası, ötekisi, üst versiyonu, bambaşkası çıkmış oluyor. Bütün tatminler kısa, çok kısa sürüyor böylelikle.

“Diğerleri tamam da ne demek istedin din pornografisi diyerek?” diye soracak olanlar için de kısaca oraya temas edeyim. Günümüzde en az konuştuğumuz meselelerden biri “dini tatmin” meselesi. Dindarlığı ya salt ritüele ya da salt kalp temizliğine indirgeyen iki bakış açısından birini seçmemiz gerekiyormuş gibi atmosfer oluştu Türkiye’de. Oysa “tatmin” ikisinde de değil. Hiç olmadı, bundan sonra da olacağa benzemez. Ancak gelinen noktada pornografi sanatıyla amel eden hoca takımının “şunu da yapın, bunu da yapın, şunu zaten yapmalısınız, şu çok sevap da bu da aslında o sevabın yanında bonus gibi” türünden önermeleriyle bir dini hayat inşa edilemediği de gayetle ortada.

Yerim bitti. “Bunu da sonra konuşuruz inşallah” diyeceğim ama çok tehlikeli bir yere gider ucu. Zaten yeteri kadar tekfir edildim, daha fazla edilmeye pek niyetim yok.

YAZININ DEVAMI

YAZARIN DİĞER YAZILARI
Nur Serter kıtalar dolaşıyor 01 Nisan 2025 | 386 Okunma Bir dağdan iner gibi 30 Mart 2025 | 191 Okunma O esnada memleketin bir başka yerinde 29 Mart 2025 | 193 Okunma Çatrak 25 Mart 2025 | 648 Okunma Yakarış 23 Mart 2025 | 268 Okunma