Kahramanlık aklın durduğu, hayalin donduğu yerde başlar. Hiçbir kahramanlık akılla, mantıkla tartılmaz. Kahramanlık akıl üstü bir vakıadır da ondan. Kur’an bize bir ölçü verir: “Allah’a kavuşacağını umanlar ise şöyle dediler: Nice az topluluk vardır ki, Allah’ın izniyle sayıca daha çok toplulukları yenmişlerdir, Allah sabredenlerle beraberdir.” ( Bakara, 249)
Şehit olarak ölmek arzusu, öyle bir manevi güç kaynağıdır ki, onun püskürtemeyeceği hiçbir maddi güç yoktur. Bu arzu, ölümü tutku haline getirir. Başkası ölümden kaçarken onlar ölümü kovalar. Yakaladıklarında da ömürlerinin en büyük vuslatını yaşarlar.
Dostlarımdan biri bir hatırasını anlatmıştı: Bosna’da gönüllü olarak savaşan biri Türk, diğeri Arap iki mücahit, düşmanın kurşunlarına hedef olmamak için sipere yatarlar. Bir ara silah sesleri susar. Arap mücahit siperden başını kaldırarak hücuma geçmek ister. Arkadaşı onu tutarak tekrar sipere çeker. Tam o sırada başlarının üstünden vızır vızır kuşunlar geçmeye başlar. Arap mücahit mutlak bir ölümden kurtulmuştur. Kendisini kurtaran...