GÜNLERDİR birlikte hareket eden partilerin seçimde ortak liste ile aday olmalarına dönük formüller konuşuluyor. Yani bir ilde hangi parti güçlü ise onun listesinden aday olmaya dayalı formülden söz ediliyor. Hatta Seçim kanunlarının getirdiği 41 ilde seçime katılma zorunluluğundan kurtulmak için bu formülün sadece büyük şehirlerde uygulanmasına yönelik formüller üzerinde çalışılıyor.
Şunu hemen belirteyim, bunu çalışan sadece muhalefet de değil, bütün siyasi partilerin bu yönde bir çabası söz konusu.
Böylece daha fazla oya sahip olacağı için ötekine karşı D’Hondt bölümünden dolayı avantaj kazanıp çok daha fazla milletvekili almayı planlıyor.
Oy getirisinin yükselmesi ve fazla vekil çıkarılması açısından bunlar doğru planlamalar; ayrıca geçen sandık da gösterdi ki seçmen stratejik oy kullanmayı başarıyor.
Kendisinin adayının öteki partinin listesinden gösterilmiş olmasına aldırmıyor, “elim kırılsa da vermem” bakışının geçmişte kaldığını, ideolojik oy kullanmanın seçmen davranışında önemli yer tutmadığını gösteriyor.
SEÇİM KANUNU ENGELİ
Buraya kadar sorun yok…
Tabii diğer partinin listesinden adaylarını gösterecek parti seçime girmeyecekse…