Bir ekonominin temel sermayesi güven ve o güveni kuşatan istikrardır. Sadece Türkiye gibi nisbeten küçük hacimli ve finansal derinliği sığ ekonomiler için değil, gelişmiş ekonomiler de bu kurala bağlıdır. Demokratik sistemi ve hukuk düzenini geçersiz kılacak veya zayıflatacak girişimlere müracaat edilemez. Kırmızı çizgidir bu…
İktidarın ekonomiyi bir siyasi propaganda aracı veya malzemesi yapması sadece bütün ülkenin kazanacağı iyi bir ekonomi yönetimi sergilemekten ibarettir. Herkes kazanırsa ve herkese kazandırırsa, halkla beraber iktidar da kazanır. Kimse, halkın kaybı pahasına kazanmayı aklına bile getirmez.
Siyasi rekabet için, siyasi rakipleri geriletmek yapılan ve planlanan girişimlerinin maliyeti asla ekonomiye çıkamaz. Rakiplere yönelik siyasi hamleler “ne pahasına olursun” fetvasıyla yapılamaz. Ekonomiye; yani döviz kurlarına, faize, enflasyona ve dolayısıyla bütün sisteme zarar verecek, verebilecek girişimler düşünülemez. Ülkenin ortak finansal birikimi pahasına siyaset yapılamaz.
Faturası ekonomiye çıkacak bir hamle de siyasi olmaktan çıkar siyaset mühendisliği namıyla anılır. Ekrem İmamoğlu’nun hapse atılması...