Kamusal alanın özelleştirilip kamunun kullanımına özel güvenliklerle kısıtlama getirilmesinin İstanbul'da son örneği Galataport. Bu tartışmalı proje öyle ya da böyle yapıldı ve İstanbul'un Dubai'leşme sürecine bir katkısı oldu. Ama yine de Galataport'tan tarihi yarımadaya bakmanın eşi benzeri yok. Yıllarca Karaköy sahilinin o kısmı halkın kullanımına kapalıydı, şimdi en azından arkası AVM'yi andırsa da önde engelsiz İstanbul boğazını izlemek ve büyülenme fırsatı var. Burası, evet, kim çirkinleştirmek için ne yaparsa yapsın güzelliğini korumaya devam eden bir şehir. Ancak herkesin elini kolunu sallayarak dolaşması gereken bu "promenade"a erişim için önce özel güvenlikten geçmeniz gerekiyor. İlk başlarda böyle değildi, sonradan birkaç noktaya birden çadırlar ve X-Ray makineleri kondu. Böylece insanlara ait olması gereken sokak özelleştirilerek vatandaşın kullanımına açıldı; halk girmesin diye. Geçmişte Cezayir Yokuşu'nun adı Batı sömürgeciliğini onaylarcasına Fransız Sokağı'na dönüştürülmüş, özel güvenliklerle kapatılmıştı. Yapay bir projeydi ve tutmadı. Galataport'taki özel güvenlik için de İstanbul'da terör riskini öne sürecektir bu kararı alanlar. Oysa tehdidi önlemenin yolu...