Haftalardır sürdürülen parti içi çekişmelere zerre kadar ilgi duymadım. Oysa gazete köşelerinden TV tartışma programlarına kadar neredeyse tümünde CHP’de başkan değişikliği olacak mı veya İP başkanı görevden ayrılacak mı konuları ele alınıyor. Kurultay olacak mı, olursa sonuç ne olacak, olmazsa CHP’ye ne olur veya İP dağılır mı falan...
Aslında tartışmaya katılanların da bir şey söylediği yok. Kulak misafiri olduğum tüm TV programlarında aynı dipsiz ambar boş kile niteliğinde spekülasyonlar...
Her iki konuda da tartışmaya, daha doğrusu üzerinde durmaya değer bir sorun yok. Daha doğrusu ortada sorun yok...
Şu sıralar gündeme oturmuş olan bu iki siyasal parti (ve diğerleri) 24 Haziran öncesinde iki ay süren kampanyaları boyunca dişe dokunur bir tek cümle söylemedi. Şu taşın üstüne ben de bu taşı koyacağım diyen çıkmadı. Bremen mızıkacıları gibi tamamı tek nota üzerinden “O gidecek, ben geleceğim” düdüğünü öttürdü. Eğer ülke olarak onları dinleme bahtsızlığına uğrasaydık, başımıza ne büyük bir gaile açtığımızı görmüş olacaktık.
Proje olarak bir ağızdan sadece devam etmekte olan ne kadar yatırım varsa durduracaklarını çığırıp durdular...
İşte zurnanın zırt dediği nokta tam da burada... Hiçbirinin ülke kalkınması konusunda en küçük bir tasarısı, hayali, ufku, vizyonu, projeksiyonu mevcut değil...