“Allah bütün canlıları sudan yarattı. İşte bunlardan bir kısmı karnı üzerinde sürünür... Kimi iki ayak üzerinde yürür, kimisi dört ayak üzerinde yürür. Allah dilediğini yaratır… Çünkü Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir…” Nur Suresi 45. ayet-i kerimede, yaratılışımızla ilgili hükümler icra ediyor Yaradan…
O ki, yarattığı her şeyi güzel yarattı. İnsanı yaratmaya da çamurdan başladı. Secde Suresi yedinci ayetinde, bizi sarsmaya, nerden geldiğimizi ikaza devam ediyor.
Çamurdan yaratılan insanı donatan da o… Akılla, idrakle, beyinle, yürekle… Hayatını idame ettirmek için uzuvlarımızı yerli yerine oturtan da o… O halde, Rabbimizin bahşettiği bu nimetleri insanlığın, kâinatın yararına kullanmak gerekmez mi?
Dahası, iki günü denkleştirmeyip, yeni günleri zenginleştirmek için aklımızı, donanımımızı kullanmamız icap etmez mi?
Zihin… Akıl… Düşünce, tefekkür, algılama... Dahası idrak… İyiyi kötüden ayırt eden güç… Renklerin farklılığını, değişik duruşların, sözlerin, fısıltıların ayrışmasında, değerlendirilmesinde bize yardım eden uzuvlarımız… Bunları yeterince geliştirebildik mi?
Soru bu.