İZMİT Körfezi'ne kurulan asma köprüyü hem ismi Osman Gazi olduğu için hem büyük bir altyapı hamlesi olduğu için çok sevdim ve hizmete açılışını sevinçle karşıladım.
Köprünün maliyeti, teknik özellikleri, ekonomiye katkısı çok yazıldı, çizildi. Ben “Osman Gazi” kavramı ve Türkiye’nin ekonomik performansı üzerinde durmak istiyorum.
BEYLİKTEN DEVLETE
Osman Gazi temiz ahlaklı, temiz yürekli, yiğit bir Türkmen beyidir.
Tarihçi Paul Wittek’in tanımındaki “gazi” kavramının ideal
örneğidir. Anadolu’daki Türkmen beylikleri üstünlük iddiasıyla
birbirini yerken, o Bizans’la çatıştı. Bunun bir sebebi Bizans
sınırında olması ise daha önemli sebebi “gazi ruhu” idi.
Bu ruh medrese İslamı’ndan çok Sufi İslam’a bağlıdır. Bektaşiliğin
temel irfan kurumlarından biri olması bundandır. Müslümanlarla
Hıristiyanlar, modern milliyetçilikler ortaya çıkıncaya kadar barış
içinde yaşadılar.
Fetihler, aşiret yapısını aşan farklı coğrafyalarda düzen kurmayı,
yani hukuki, idari ve mali kurumlar oluşturmayı gerektirdi. Yarı
göçebe Türkmen beylikleri tarihe karışırken bu kurumlaşma sayesinde
Osmanlı, bizleri 20. yüzyıla ulaştırdı.
Bir altyapı hamlesi olmasının yanında, böyle bir tarih bilinciyle
Osmangazi Köprüsü’nü seviyorum.
KİBRİT İTHALATI
Osmanlı nizamı tarıma dayalıydı; kurumları da hukuku da böyleydi.
“Ticaret hukuku” kavramı bize Tanzimat’la girdi. Sanayileşmiş
Avrupa karşısında direnemezdi.
İttihatçıların başarılı Maliye Bakanı Cavit Bey, 6 Temmuz 1914 günü
Mebusan Meclisi’nde Osmanlı bütçesinin sunumunu yaptı. Verdiği
ithalat rakamlarından sadece şu üçüne dikkat:
- Kibrit için 200 bin lira.
- Şeker için 2 milyon 800 bin lira.
- Sigara kâğıdı için 118 bin lira.
Neleri üretemiyorduk da ithal ediyorduk görüyorsunuz.
Rumeli kopmasın diye yatırımlar öncelikle oralara yapılmış, Balkan
Savaşı’nda hepsi elden gitmişti. Cumhuriyet’e devreden, kibrit ve
şeker bile üretmeyen bir ekonomiydi.
EKONOMİK PERFORMANS
İlk kibrit ve şeker fabrikalarını Lozan’dan sonra 1920’li yıllarda
Cumhuriyet rejimi kurdu. Hem de devlet tekeli halinde.
Liberal Cavit Bey’in yolundan gidilseydi mi daha iyi olurdu,
devletçilik mi daha iyi oldu?