Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Çin seyahati vesilesiyle ‘Yeni İpekyolu’nun kuruluşu’, ‘yeni ekonomik kuşağın’oluşumu ve Çin’in yeni durumu üzerindeki ilgiyi artırdı. Önümüzde kendisine bir gelecek strateji belirlemiş bulunan büyük adımlar atarak büyüyen bir Çin gerçeği durmaktadır. Bu konudaki tartışmalardan biri, yeni bir dünya kurulmaktadır ve ‘bu yeni dünyanın liderinin kim olacağıyla’ ilgilidir.
Büyük devletler, sadece stratejik davranmakla kalmazlar aynı zamanda dünyadaki değişim eğilimlerini anlayarak bu eğilimleri değerlendirerek ona göre kendi stratejilerini oluşturup, politik tavır belirlerler. Bu tavır alışın arkasında birçok sebepten bahsedilebilir. “Devletlerin sahip olduğu gelenek, tarih bilinci, entelektüel kadro, bilim anlayışı, teknokrat ve siyasette yetişmiş adam sahibi olmak ve bütün bunları bir gelecek projesinde buluşturacak siyasi siyasi akıl. Çin’in arkasındaki itici gücün böylesine geniş bir kadroya dayandığını görmek gerekir. Meseleyi ‘Çin’in ekonomide piyasacı siyasette komünist olduğu’ gibi formüllerle izah etmenin olayı basitleştirmek olduğu söylenebilir. Çünkü aynı şeyi denemek isteyen Gorbaçev’in nasıl başarısız olduğu henüz unutulmamıştır.”