Yasin Aktay Yeni Şafak Gazetesi

Gannuşi ve Müslüman demokrasisi fikri ve imkanları

“Gannuşi Tunuslu bir siyasetçi ama sadece Tunuslu değil ve sadece bir siyasetçi değil. O bütün İslam dünyası için, hatta kadri bilinirse bütün çağdaş dünya için çok önemli açılımlar sunabilen bir mütefekkir, bir entelektüel. İbn Haldun’un yetiştiği topraklardan düşünce ve tarih ufkunu beslemiş bir filozof , belki kelimenin tam anlamıyla bir bilge siyasetçi. Kitaplarında, konuşmalarında kendini hemen hissettiren entelektüel derinliği, ufku, siyasi ve manevi kişiliği ve liderliği ile hayata koyduğu

15 Şubat 2025 | 133 okunma

“Gannuşi Tunuslu bir siyasetçi ama sadece Tunuslu değil ve sadece bir siyasetçi değil. O bütün İslam dünyası için, hatta kadri bilinirse bütün çağdaş dünya için çok önemli açılımlar sunabilen bir mütefekkir, bir entelektüel. İbn Haldun’un yetiştiği topraklardan düşünce ve tarih ufkunu beslemiş bir filozof, belki kelimenin tam anlamıyla bir bilge siyasetçi.

Kitaplarında, konuşmalarında kendini hemen hissettiren entelektüel derinliği, ufku, siyasi ve manevi kişiliği ve liderliği ile hayata koyduğu tarz-ı siyaseti ve bunun altını entelektüel ve fıkhi açıdan doldurma şekli İslam siyaset ilmi açısından kelimenin tam anlamıyla bir içtihat yolu oluşturur. Tabi bütün içtihatlar gibi isabet etme şansı da olan, hata yapma şansı da olan bir yol.

İslam dünyasında fikir, entelektüel seviye, derinlik veya ufuk arayanların ilk elde uğraması gereken bir kapıdır Gannuşi. Entelektüel dediysek, bir fildişi entelektüeli değil elbet. Sahada, elini taşın altına koyarak, insanlarla içiçe, çilesini çekerek, bedelini ödeyerek ve gerçeklerle sürekli yüzleşerek, ama iddialarından da vazgeçmeyerek yaşanan bir kültürdür onun için entelektüellik. O yüzden yolunu yalnız yürümedi, hep yol arkadaşları oldu. O yol arkadaşlarıyla, dostluğun da hakkını vererek, yardımlaşma ve dayanışma içinde, çilesini de beraber yaşayarak yürüdü.”

Daha önce yine Gannuşi hakkında bu köşede söylemiş olduğum bu sözleri bugün hatırlamamın sebebi Gannuşi’nin bugün fikirlerinin tartışılıp, hayır duasının alınıp tavsiyelerine kulak verilmek yerine zindanlara tıkılması. İslam Dünyasının aslında içinde bulunduğu bir türlü giderilemeyen geri kalmışlığın başka bir sebebini aramamızı gereksiz kılan bir durum.

Bir süre önce Ankara’da İslam Düşüncesi Enstitüsü’nde Amerikalı Siyaset Bilimi Profesörü Andrew Marsh, Gannuşi ile yaptığı mülakatların ve tartışmaların yer aldığı, Oxford Üniversitesi tarafından yayınlanmış olan “İslam Demokrasisi Üzerine” adlı kitabını sundu. Moderatörlüğünü bizzat yaptığım o sunumu aradan geçen yoğun hadiseler dolayısıyla yazmaya fırsat olmamıştı.

Kitap, tahmin edileceği üzere Gannuşi’nin demokrasi üzerine ömrünün tamamına yayılmış mücadeleden süzülüp gelmiş, belki de o mücadeleyi de yönlendirmiş fikirlerinin güncellenmiş bir özeti gibi. Andrew March ile Raşid Gannuşi’nin ortak entelektüel çabasının ürünü olarak ortaya çıkmış.

İslam siyasal düşüncesi ve karşılaştırmalı siyasal felsefe alanında uzmanlaşmış bir siyaset teorisyeni ve araştırmacı olan Andrew Marsh genellikle eserlerinde İslam ahlakı, şeriat ve demokrasi de dahil olmak üzere modern siyasal ideolojiler arasındaki ilişkiyi ele alan bir akademisyen, entelektüel. En önemli katkılarından biri, Müslüman çoğunluklu toplumlarda İslami ilkelerin demokratik yönetimle nasıl uyumlu olduğu üzerinde duran “Müslüman demokrasisi” fikrinin analizidir.

Marsh, İslami çerçevelerin çoğulculuğu, bireysel hakları ve siyasi katılımı nasıl barındırabileceğini, aynı zamanda dini otorite ile laik demokratik normlar arasındaki gerilimlerden kaynaklanan zorlukları nasıl ele alabileceğini vurguluyor. Araştırmalarının sonuçları dini değerlerin demokratik ilkelerle bütünleştirilebileceğini savunuyor

March, “İslam Demokrasisi” kavramını ve özellikle Tunus deneyimini anlama arayışı bağlamında, birçok Tunuslu lider ve düşünürle bir araya geldiğinde Gannuşi’nin kişiliğinin, düşünce tarzının, önemsiz meselelerden ve her türlü şüphe ve yolsuzluktan uzaklığının bir fark oluşturduğu konusunda nadir bir fikir birliği oluşmuş olduğunu kaydediyor. Marsh, Arap siyasetçiler arasında bu farkın nadir olduğunu, hatta yok denecek kadar az olduğunu düşünüyor.

Marsh, Gannuşi ve Nahda hareketinin zor kararlar almasına rağmen her zaman demokratik ilkeleri hayata geçirmeye çalıştığını düşünüyor.

Marsh’ın Ankara’daki toplantıda sunduğu kitabı Gannuşi’nin yayınlanmış on makalesinin yanısıra onunla demokrasi kavramı ve İslam devleti kavramı üzerine yaptığı 80 sayfayı aşkın yazışmaya yer veriyor. Marsh Gannuşi’nin siyasete ilişkin tarzını açıklarken, bir siyasetçinin kendini izole etme lüksüne sahip olmadığı, herkesle etkileşim halinde olması ve birlikte çalışması gerektiğine vurgu yaptı.

Türkiye’nin İslam dünyasında ve dünyada liderlik konumuna gelmesini sağlayan demokratik adımların önemine değinen Marsh ayrıca Şeyh Gannuşi ile demokrasi, çoğulculuk ve laiklik kavramları üzerine gerçekleşen diyaloğun içeriğini değerlendirdi.

Marsh’a göre Fransız laikliğine dayanan ve dini tümüyle reddeden Burgiba’nın laik Tunus deneyiminin, Gannuşi’yi, etik ve değerler sisteminin dışlanmasının ve bunun sonucunda halkın ve ülkenin maruz kaldığı tecavüzlerin doğurduğu tehlikelerden milleti koruyacak yeni siyasal kavramlar geliştirmeye teşvik etmiş olabileceği tespitini yaptı.

Yazışmalarda Gannuşi’nin, siyasal eylemin temelinin toplum üyeleri arasındaki anlaşma olduğu, insanları belirli bir dini veya ideolojiyi benimsemeye zorlamaya kimsenin hakkının olmadığı ve siyasi inanç özgürlüğüne ve bireysel özgürlüğe saygının esas olduğu yönündeki vurgular öne çıkıyor.

Gannuşi, Medine’de toplumun tüm kesimlerinin katılımı ve başkalarına saygı temelinde özgürlük ve katılımı temin eden Medine Vesikası’nda yer alan ifadeleri bütün söylemlerinde özenle işler. Marsh özelikle onun bu konudaki vurgularının çok önemli bir referans oluşturduğunu kaydeder.

Marsh sunumunda ayrıca Gannuşi’nin deneyimlerinden, Seyyid Kutub’un kitaplarını okumalarından ve Cezayirli düşünür Malik Binnabi ile yaptığı tartışmadan kesitler sundu ve bu fikirlerden nasıl faydalandığını ve gerçek demokrasi kavramını zenginleştirmek için nasıl kullandığını anlattı.

Siyaset bilimci Marsh’ın Gannuşi’yi ve düşüncelerini tartışan sunumu Gannuşi’nin düşüncelerinin siyaset ve sosyal bilimciler nezdinde nasıl bir bağlama oturduğunu göstermesi açısından değerliydi.

Gannuşi demokrasi tartışmaları konusunda kendi içinde son derece sağlam, tutarlılığı olan bir yaklaşıma sahip. Demokrasi derken asla köprüyü geçinceye kadar başvuracağı bir araçtan bahsetmiyor. Bununla klasik anlamda İslami Şura uygulamasının anakronik bir uygulamasından da bahsetmiyor. Bilakis Şura, her Müslümana olduğu gibi kendisine de bir değer ve ilke olarak yol veriyor. Ancak Gannuşi tabiri caizse çağdaş Müslümanlar için Şura fikrinden de ilham alan yeni siyasal içtihatların imkanlarını araştıran bir düşünür.

Onun demokrasiye bütün vurgularına rağmen bugün maruz kaldığı muamele ve demokratik dünyanın buna karşı sessizliği İslam dünyasında demokrasinin bir yalan olduğunu mu gösteriyor? Onun ve diğer İslam düşünürlerinin maruz kaldığı bu muamele İslam dünyasında demokrasinin ve fikir özgürlüğünün düşmanlarının kimler olduğunu yeterince göstermiyor mu?

YAZININ DEVAMI

YAZARIN DİĞER YAZILARI
İsrail Suriye’de Türkiye’yi tahrik mi ediyor? 05 Nisan 2025 | 307 Okunma Yolsuzluktan da daha vahim olanı 02 Nisan 2025 | 200 Okunma Bayramı hak etmek veya idrak etmek 31 Mart 2025 | 29 Okunma Ramazan bu yıl da bizi böyle ağırladı: Gazze, Suriye, Sudan 29 Mart 2025 | 52 Okunma İmamoğlu’nun ardından gerçekten kim ağlıyor? 26 Mart 2025 | 699 Okunma