Dostlarım bilir, şu hayattaki en büyük hobim, klasik
otomobillerdir. Şöyle 50'li yıllara ait bir Amerikan'ın
direksiyonuna geçtim mi derdi, tasayı, kasaveti unuturum.
En büyük keyfim de araçları kendi ellerimle güzelleştirip ait
oldukları yıllara döndürmektir. Ağır işler için ise "mecburen"
sanayi sitelerinin yolunu tutarım.
Gelin görün ki, yıllardır maruz aldığım "usta eziyeti" yüzünden bu
hobimi noktalamaya karar verdim. Çünkü memlekette usta kalmadı. Pek
çoğunun yerini dolandırıcılar, sahtekarlar, kazıkçılar aldı.
Dümdüz bir ön camı değiştirmek için bile İstanbul'un bir ucundan
diğerine 8 camcı dolaştım. Harcadığım yakıt, camın parasını geçti.
Yine de istediğim gibi olmadı.
Kapısında "Tamirci" yazıyor ama adam sök-tak'tan başkasına elini
değdirmiyor. Yahu o kadarını, eli tornavida tutan herkes yapar.
Ustalığın nerede kaldı senin? Servislerden randevu almak ise başlı
başına mesele. (Vallahi Cumhurbaşkanlığı Ofisi'nden daha kolay
randevu alınıyor)
Velhasıl bu usta milleti, çok sevdiğim...