Keşke terörü yazmak durumunda kalmasak
Türkiye’de herkes, el birliğiyle akan kanı durdurmak mecburiyetindedir. Kan akmaya ve canlar yanmaya devam ettiği müddetçe huzur ve sükûna kavuşmak mümkün olur mu? Komünist terör örgütü PKK her gün kan...
Türkiye’de herkes, el birliğiyle akan kanı durdurmak mecburiyetindedir. Kan akmaya ve canlar yanmaya devam ettiği müddetçe huzur ve sükûna kavuşmak mümkün olur mu? Komünist terör örgütü PKK her gün kan akıtmaya devam ediyor. Maalesef, şehit haberleri gazetelerde yer bile bulamıyor. Keşke hiç şehit verilmese, terör sona erse ve şehitler gelmese; dolayısıyla şehit haberleri de okumak mecburiyetinde kalmasak. Ancak şimdiki durum farklı: Teröristler can yakıyor, askerlerimiz şehit düşüyor, ama bunlar neredeyse haber bile olmuyor. Sanki terör hadiseleri normalmiş, sanki her gün asker ya da polislerin şehit düşmesi ‘olsa da olur’ gibi bir durum var. Bu vurdumduymazlığa, bu alışmışlığa, bu yanlışı normal görme tavrına itiraz etmek durumundayız. Elbette terör haberlerinin duyurulmasında çok dikkatli olmak gerekir. Ne terörün reklâmı yapılsın, ne de teröristlerin akıttığı kan görmezden gelinsin. Bıçak sırtı bir durum... Peki ne olmalı, nasıl olmalı? “Akıl akıldan üstündür” kaidesince, bu mesele masaya yatırılmalı ve doğru olan yol tesbit edilmeli. Bunun ilk şartı da bu meselenin ‘dert’ olarak görülmesidir. Her gün şehit haberlerinin geldiği bir ülkede acaba birinci gündem maddesi ‘terörle mücadele, akan kanın durdurulması’ olması gerekmez mi? Türkiye neyi tartışıyor? Terör meselesi birinci gündem maddesi olarak idarecilerin ve bürokratların ‘defter’inde yer alıyor mu? Alması gerekmez mi?