Senaryo yazarı çaresizliği dayatıyor.. Başaracak mı? Çaresiz miyiz, yoksa çare biz miyiz?
Bu duruma eski dilde ‘sarması’ diye biten bir yakıştırma yapılır ama iki kelimelik o yakıştırmayı burada yazsam, bir süre önce paylaştığım “Ben küfür bilmem” iddiamla ters...
Bu duruma eski dilde ‘sarması’ diye biten bir yakıştırma yapılır ama iki kelimelik o yakıştırmayı burada yazsam, bir süre önce paylaştığım “Ben küfür bilmem” iddiamla ters düşmekten korkarım.
“Aşağı tükürsem sakal, yukarı tükürsem bıyık” derdi eskiler ya, tam olmasa da muhalefetin halini karşılayan bir özdeyiş bu.
Bir yıldan uzun süre her ay düzenli olarak bir araya gelen, arada ikili-üçlü görüşmelerle dostluklarının pekiştiği görüntüsü veren, daha da önemlisi en son buluşmalarında “Her şey tamam, adayımızı açıklayabilecek duruma geldik” mesajına birlikte imza koyan altı liderden beşi, ayrılıp giderken haklarında ağza alınmayacak sözler sarf eden altıncıya, sırf yeniden masaya gelsin diye, “Haklıymışsın, gel, senin dediğin olsun” diyebilir mi?
“Politikadır, politikacılar bunu yapabilir” görüşünü yakın tarihten çeşitli örneklerle zenginleştirenler çıkabilir ama, seçime 70 günden az bir süre kalmışken böyle bir geri dönüş Millet İttifakı’nın işine mi yarar yoksa gözden düşmelerine mi sebep olur?
Kendi görüşümü yazayım: Yeniden masayı altılı tutmak için yapacakları her fedakarlık Millet İttifakı’na zarar verecektir.
Masayı beş partiden ibaret tutmak da öyle.