Aşkın, ölümün ağlatısında...
İçimdeydi o büyümeyen çocuk, içimdeydi sokaklar... Hayatın acımasızlığı, ahlaksızlar pazarı, çıkar peşinde koşan yaratıklar, bire bin katarak yalanla ve dolanla yaşayanlar...
İçimdeydi o büyümeyen çocuk, içimdeydi sokaklar...
Hayatın acımasızlığı, ahlaksızlar pazarı, çıkar peşinde koşan yaratıklar, bire bin katarak yalanla ve dolanla yaşayanlar, insanları birbirleriyle kırdırıp keyif çatanlar.
Sevgili Akın Atalay, Murat Sabuncu, Kadri Gürsel, Güray Öz, Musa Kart, Önder Çelik, Bülent Utku, Mustafa Kemal Güngör, Hakan Kara, Turhan Günay...
Hepinize, günaydın ve merhaba...
Sabahın ilk ışıkları pencereden içeriye süzülürken kalemle yazıyorum. Gazeteye gidince bilgisayara geçireceğim.
İçimde büyümeyen o hırçın çocuk uyandırdı beni.
Arkadaşımız Ataol Behramoğlu’nun çevirisini yaptığı ünlü Çinli şair Jidi Majia’nın “Gök ve Yer Arasında” (Tekin Yayınları) kitabını okudum önceki gün. Ataol çeviri kitabını imzalarken şöyle yazmış:
“Kardeşim, şiir sever, gizli şair Hikmet Çetinkaya’ya çok sevgiyle...”
Ben de çok sevdiğim “Butuo’lu Hizmetçi Kız”dan, bir bölüm aktarayım:
“İlk kez onun dingin, uysal alnında
Gördüm fırtınanın kıvrılan akımını
Çiçekle donandığını kayaların
Ayın sevgilisini düşlediğini
Nisanda gebe kaldığını bir ırmağın”
Sevgili arkadaşlarım...
Daha önce yazdım:
“Yüreğimin bir yarısı sizde...”
Benim için önemli olan, bir an önce sizin özgürlüğünüze kavuşmanız. Başka hiçbir derdim yok. Yazıişleri gazeteyi çıkarıyor. Yayın politikamız vakıf senedinde olduğu gibi sürüyor.
Arkadaşların tümü, servisler geç saatlere kadar çalışıyor.
Hepiniz rahat olun...
***
İçimdeydi o büyümeyen çocuk, içimdeydi o sokaklar...
Sabahın şafağından düşlerimle baş başaydım.
Kanlı Pazar’lar, Madımak, Başbağlar, Suruç, Ankara Gar, nice katliamlar...
Şehitler, gaziler...
Mayınlı tuzaklar, FETÖ, PKK, IŞİD terör örgütü, kanlı darbe kalkışması...
Kurunun yanında yaşın yanması...
Eski yazılar, yarım kalan düşler, sevdalar....
Sevgili Akın ve benim yürekli arkadaşlarım...
Alıç çiçeğinden tazelenmiş sevecenliğimizi karanlık yüzlere bir gün mutlaka gösterip kin, nefret, intikam duygularıyla yaşayanları unutturacağız.
Pişmanlık duyacak onlar yaptıklarından...
Acımasızlığın karanlık dehlizlerinde yaşayacaklar, güneşi, ay ışığını gördüklerinde korkacaklar.