Nur Serter kıtalar dolaşıyor

Hatırlayacaksınız. Yaklaşık iki sene önce Kuzey Kıbrıs’ta Siyonistlerin epeyce toprak aldığını, kendilerine çok yüksek güvenlikli siteler inşa ettiklerini, uzun vadede zaten İsrail’e erişim için bir istasyon gibi planladıkları Güney Kıbrıs’ın yanına Kuzey Kıbrıs’ı da eklemek istediklerini yazmıştım. İsrail’in uzun vadeli amaçları arasında “birleşik Kıbrıs” planı olduğuna hiç şüphem yok. Bunu gerçekleştirebilirse kendisi açısından inanılmaz stratejik bir kazanım sağlayacak ve Türkiyesiz Kıbrıs’ı

https://w.soundcloud.com/player/?url=https%3A//api.soundcloud.com/trac

Hatırlayacaksınız. Yaklaşık iki sene önce Kuzey Kıbrıs’ta Siyonistlerin epeyce toprak aldığını, kendilerine çok yüksek güvenlikli siteler inşa ettiklerini, uzun vadede zaten İsrail’e erişim için bir istasyon gibi planladıkları Güney Kıbrıs’ın yanına Kuzey Kıbrıs’ı da eklemek istediklerini yazmıştım.


İsrail’in uzun vadeli amaçları arasında “birleşik Kıbrıs” planı olduğuna hiç şüphem yok. Bunu gerçekleştirebilirse kendisi açısından inanılmaz stratejik bir kazanım sağlayacak ve Türkiyesiz Kıbrıs’ı tarlası haline getirmenin bütün imkanlarına sahip olacak.


Dolayısıyla Kıbrıslı sendikacı Selma Eylem isimli şahsın Kıbrıs’ta büyükelçiliğimize gidip “Sayın elçiye bir kez daha diyoruz, go home” diyerek afkurmasının altında yatan o derin motivasyon konusunda hiç ama hiç şüphem yok. Çünkü çok uzun süredir Kıbrıs’ta bir ekip, İsrail’in çıkarlarının müşteri temsilcisi olarak çalışıyor ve bunu yaparken de “Atatürk kravatı” takıyorlar.


Bu, burada bir dursun.


Bilmeyenler için olayı özetleyeyim. Kıbrıs’ta ortaokullara başörtülü öğrenci alınmaması konusunda işletilen aptal bir yasal düzenleme vardı. Başbakanlık bir süre önce bu düzenlemeyi “Öğrenciler bone ve bandana takarak ortaokula girebilir” kararıyla yumuşatmıştı. Ardından, Türkiye’ye “Go home” deme cüretinde bulunan Selma Eylem ve benzer karakterler protestolara başlamış, Başbakanlık pısarak verdiği karardan dönmüş, başörtüsü ile okullara girmek tamamen okulların inisiyatifine bırakılmıştı böylece.


Türkiye kamuoyu Lefkoşa İrsen Küçük Ortaokulu’nda eğitim gören bir kız öğrencinin okula alınmaması görüntüleri ile haberdar oldu bu meseleden. O görüntülerde okul müdürü baygınlık falan geçiriyordu. 28 Şubat’ın isterik Nur Serterleri geldi aklıma doğal olarak. Çocukların başörtüsünün “her şeyin önündeki asıl engel” olduğunu ileri süren o aptal 28 Şubat sürecinin gizlediği büyük ekonomik vurgun ve daha da büyüğü olarak Türkiye’nin politik olarak dizayn edilmeye çalışılması geldi.


Vitrindeki Nur Serter, çocuklarımıza ikna odaları falan kurarken, vitrinin arkasındaki Türkiye düşmanları memleketin 110 ila 160 milyar dolar arasındaki parasını çalmakla meşguldü. Türkiye’yi IMF’nin tasmalı evcil hayvanı yapmak ise büyük hedeflerden biriydi.


Şimdi Kıbrıs’ın 28 Şubat’ını hayata geçirmek üzere yine vitrine “başörtülü öğrenciler” ve Nur Serterler konuluyor. Kıbrıs’ın Nur Serter’i Selma Eylem de Türkiye’ye fütursuzca “Go home” diyor. Çünkü Kıbrıs’ın 28 Şubat’ının da bize göstermeye çalıştığı ile amaçladığı birbirinden farklı.


Selma Eylem ve benzerleri o zevksiz Atatürk kravatları ile “birleşik Kıbrıs” projesinin motor güçleri olmaya çalışıyorlar. 28 Şubat sürecinde de böyle olmuştu. Atatürk’ü bir imaj, bir imge olarak kullanan darbeciler, ekonomik ve sosyolojik olarak geleceğimizi çalmaya, elimizden almaya çabalamışlardı.


Bu da burada bir dursun.


Kuzey Kıbrıs’ta başörtülü çocukların okullara alınmamasını “laik atak geçiriyor” numarası yaparak servis eden bayat 28 Şubatçıların asıl amacı bütünüyle Kıbrıs’ı bir İsrail sığınağına çevirmek. Bundan hiç şüphem yok. İsrail’in Kıbrıs’ı bir “kurtarılmış bölge” yapmasının önündeki en büyük engel ise Selma Eylem’in “Go home” diyerek çemkirdiği Türkiye. Bundan da hiç şüphem yok.


Benim burada en çok merak ettiğim şeyse Kuzey Kıbrıs Başbakanı’nın bu açık ajanda karşısındaki yalpalamasının nedeni. Bunu da bilenlerinden öğrenirsem yazarım.


Bitirmeden… Nasıl ki Nur Serter’in hedefi “üniversitelere başörtülü öğrencilerin alınmaması” değil başka, bambaşka bir şeydi; Kuzey Kıbrıs’ta 28 Şubat tiyatrosu kuran Selmaların da hedefi başörtüsü değil. Beslendikleri karanlıkla sahip oldukları kirli ajandayı ise Atatürk’le maskeleme çabasındalar. Biz bu kirli hikâyeyi görmüş, bu berbat filmi izlemiştik. Şimdi sıra Kıbrıs’a gelmiş durumda. Öyle görünüyor. Allah fırsat vermesin. Kıbrıs, Müslüman Türklerin vatanıdır ve vaktiyle gavurun gücü bunu değiştirmeye yetmemiştir. Selmaların hiç yetmez.


YAZININ DEVAMI
ÇOK OKUNAN YAZARLAR
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Nur Serter kıtalar dolaşıyor 01 Nisan 2025 | 384 Okunma Bir dağdan iner gibi 30 Mart 2025 | 191 Okunma O esnada memleketin bir başka yerinde 29 Mart 2025 | 193 Okunma Çatrak 25 Mart 2025 | 648 Okunma Yakarış 23 Mart 2025 | 268 Okunma
TÜM YAZILARI
Yorumlar
Close menu