Tatilde yeni trend: Glamping
Pandemi ile birlikte turizm anlayışı da değişti. Artık gezginler, yalıtılmış ortamlarda konforlu tatiller yapmak istiyor. Bunun yeni trendi de ‘glamping’ mekanları. Türkçe “etkili, çekici, kaliteli”...
Pandemi ile birlikte turizm anlayışı da değişti. Artık gezginler, yalıtılmış ortamlarda konforlu tatiller yapmak istiyor. Bunun yeni trendi de ‘glamping’ mekanları. Türkçe “etkili, çekici, kaliteli” anlamına gelen ‘glamour’ sözcüğü ile bildiğimiz ‘kamping’ sözcüklerinin birleşiminden oluşuyor. Yani, kamp yapıyorsunuz ama hem otel kalitesinde hizmet alıyorsunuz hem de aktivite ve etkinliklere katılabiliyorsunuz. Geçen hafta biz de ailece ‘glamping’ olayını deneyimledik.
Kırklareli’nin Karadeniz kıyısındaki İğneada mevkiinde, eşsiz dünya mirası longoz ormanlarının ortasındaki ‘Longasphere’ adlı ‘glamping’deydik. İstanbul’dan 3.5 saatlik otomobil yolculuğuyla ulaştığımız bu mekana giderken aklımda deli sorular vardı. Acaba pandemi açısından güvenli mi? Acaba konfor var mı? Acaba bizim ikizler sıkılacak mı? Uzaktan çalışıyoruz ya, internet üzerinden gazeteye bağlanmam gerek, acaba bu bağlantı sağlanacak mı? Ama oraya ulaştığımızda bu soruların hepsi aklımdan uçtu gitti.
Çünkü mekanın kurulduğu yer sizi her kaygıdan ulaştırıyor, başka bir atmosferin içine çekiyor. Kalınacak yerler öyle bildiğimiz çadırlara benzemiyor. Çok özel, su geçirmeyen kumaşların, ahşap gövdelere monte edilerek oluşturulmuş ve doğal dokuyla bütünleşmiş çadırlar otel odasından farksız. ‘Sincap’ adı verilen çadırlar iki kişilik. ‘Kaplumbağa’ adlı çadırlarda ise daha büyük ve çocuğunuzla kalabiliyorsunuz.
Sorularımın cevaplarına gelince, konfor ve güvende hiçbir sorun yok. Çocuklar macera parkındaki parkurlarda sıkılmıyor. Ayrıca devasa bir havuz da çocukları gün boyu oyalıyor. “Doğanın ortasında işimi de yapayım” diyenler için de gayet yüksek hızlı internet mevcut.
ÜNLÜ İSİMLER TERCİH EDİYOR
Henüz açılalı 2 ay olmasına rağmen epey rağbet gören Longosphere, petrol işiyle uğraşan bir ailenin rüyasıymş. Tahir-Canan Küçükkınay’ın oğulları, Yiğit Küçükkınay, tüm dünyayı dolaştıktan sonra böyle bir yer için kolları sıvamış. Ormanda mimari yapıları, hiçbir ağaca dokunmadan, ölçüp biçerek alana oturtmuşlar.